Nasrettin Hoca Fıkraları Arşivi
Hoca bir gün karısına:
- Hatun demiş, şu bizim komşu çarıkçı mehmet ağa'nın adı neydi?
- Kendin söyledin ya, efendi demiş karısı, mehmet ağa.
- Canım dilim sürçtü, işte... ne iş yapar diyecektim, demiş hoca.
-A efendi demiş karısı, kendin çarıkçı demedin mi?
- Anlasana işte demiş hoca, nerede oturuyor demek istedim.
- Efendi,bugün sana ne oluyor? demiş karısı. komşu dedin yaa....
hoca birden sinirlenmiş:
- Aman be karı....seninle de bir türlü konuşulmaz ki !!!!
.........
NASRETTİN HOCA BİR şalvar alır Parasını verip gideceği sırada kendi kendine şalvarım eski değil onun yerine bir cübbe alayım diye düşünür.Dükkancıya şalvar almaktan vazgeçtim,sen bana bunun yerine bir cübbe verir misin dER.Dükkancıda çeşitli renklerde cübbeler getirerek hangini beğenirsiniz diye sorar.Hoca birini beğenir ve tam çıkacakken dükkancı Nasrettin Hocaya para vermediğini söyler.Hoca para yerine şalvar verdiğini söyler...
MAKBULE
adamın birinin gözü ağrıyormuş.hocadan bir ilaç istemiş:
-hocam,bildiğin ilaç var mı demiş hocada
-vallahi geçenlerde benim dişim ağrıyordu çektirmekten başka çare yok demiş.
sıla sude
Nasrettin Hoca bir gün azgın mı azgın ,inatçı mı inatçı bir katıra binmiş, pazara gidiyormuş. Fakat hayvanı bir türlü gideceği yöne çevirememiş, yoldan geçenler:
- Hocam ,nereye gidiyorsun böyle? Hocanın sabrı tükenmiş:
- Görmüyor musun? katırın istediği yere!... demiş.
sıla sude
Nasreddin Hoca parasını geri istemek için defalarca kapısını çalan alacaklısına kapıyı açmış.
- Yakında... Yakında paranı ödeyeceğim, demiş.
- Ne zaman?
- Dinle bak... Bizim duvar kenarına yol boyunca çalı tohumu ektim.
- Eee?
- Bu tohumlar ilkbaharda yeşerecek ve çok çalımız olacak...
- Peki anladım, ya sonra?
- Bu caddeden çok koyun sürüsü geçer. Geçerken, geçen koyunların yünleri çalılara takılacak. Ben de yünleri toplayacağım. Bizim hanım bunları eğirip ip yapacak. Sonra gerisi kolay! Ben de pazara götürüp satacağım ve paranı geri ödeyeceğim.
Adam bu saçma plan üzerine kahkahayı basar. O zaman Hoca, der ki;
- Parayı peşin görünce nasıl da gülersin değil mi, seni köftehor seniii...
dersimiz.com
Nasreddin Hoca bir gün evine dönerken taşa takılmış ve su birikintisine yüzüstü düşmüş. Hocayı bu halde gören bir adam:
- Oldu mu Hoca, bir karış suda yüzülür mü? Madem yüzecektin derede yüzseydin, demiş.
Bunun üzerine Hoca:
- Derede herkes yüzer. Önemli olan, böyle sığ suda yüzmektir, diyerek cevabı yapıştırmış.
Serdar Yıldırım
Bir Ramazan akşamı komşusu Nasrettin Hocayı yemeye çağırır yemekte hoşaf ve börek vardır. Sofrada bir kaşık vardır. Komşu kaşığı alır ve hoşafı yemeye başlar. Her kaşığında"Oh öldüm" der. Nasrettin hoca ise börekten tırtıklar. Hoca dayanamaz:
- Yeter senin öldüğün, ver şu kaşığı da biraz da biz ölelim.
zeynep semercioğlu
Üç papaz, Akşehir'e hoca merhum ile tanışmaya ve bazı sorular sormaya geldiler. Bir meydan yerine toplanarak konuşacaklardı. Papazlar ve kalabalık halk topluluğu meydan yerini doldurmuştu.
Papazlar sorularını sormaya başladılar.
Birinci papaz:
- Dünyanın ortası neresi? diye sordu.
Hoca eşeğin ön ayaklarının olduğu yeri gösterdi:
- İşte dünyanın ortası burasıdır, dedi. Papaz itiraz etmek istedi:
- Ne biliyorsun orası olduğunu? diye sorunca, Hoca Nasreddin:
- İnanmazsan ölçebilirsin, dedi.
- Kendisinden gayet emindi. Acaba dünyanın yuvarlak olduğunu ta o zaman tahmin etmiş miydi? Çünkü dünya yuvarlak olduğuna göre her yer dünyanın ortası olabilir. fıkraoku.com
İkinci papaz sordu sorusunu:
- Gök yüzünde kaç tane yıldız var hoca efendi?.
- Hoca cevap verdi:
- Eşeğin sırtında ne kadar kıl varsa o kadar da yıldız var. Papaz itiraz etti:
- Olur mu canım nereden belli doğru söylediğin? deyince, Hoca cevabı yapıştırdı:
- İnanmıyorsan sayabilirsin!...
O da verecek cevap bulamadı tabii. Sıra geldi üçüncü papaza:
- Benim sakalımda ne kadar kıl var? dedi.
- Eşeğin kuyruğunda ne kadar varsa senin sakalında da o kadar kıl var.
Papaz yine itiraz etti:
- Ne malûm aynı olduğu? deyince,
Hoca gayet kestirme bir yol buldu:
- Alırız cımbızı elimize, bir eşeğin kuyruğundan, bir senin sakalından çekeriz. Evvelâ hangisi biterse belki de "o azdır. Eğer denk gelmezse ben dâvayı kaybetmiş sayılırım, dedi.
Papazın işine gelmedi sakalını yoldurmak:
- Haklısın hoca efendi! demek zorunda kaldı.
Bu konuşmalar papazların çok hoşuna gitmişti. Çünkü onlar beklemedikleri bir cevapla karşılaşmışlardı. Hocanın böyle zeki ve kestirme cevaplarına hayran kaldılar.
halit uzun
Bir ahbap topluluğunda Nasreddin Hoca'nın eline iş olsun diye, bir saz tutturmuşlar:
- Haydi bize güzel bir şeyler çal da dinleyelim! Demişler.
Hoca, sazı eline alınca mızrabı bir aşağı bir yukarı teller üzerinde rastgele dolaştırmaya ve böylece tuhaf tuhaf sesler, gıcırtılar çıkarmaya başlamış:
- Ama Hoca demişler, saz dediğin böyle mi çalınır? Perdeler üzerinde usulüyle gezinmek gerek...
Hoca, elindeki sazı dımbırdatmayı sürdürürken:
- Onlar perdeyi bulamazlar, aramak için gezinip dururlar. Ben buldum işte. Niçin boşu boşuna gezinip durayım, demiş.
halit uzun
Nasreddin Hoca, eşeğine binmiş kasabaya gidiyormuş. Yolda bir tanıdığı sormuş:
- Hayrola Hoca, nereye böyle?
- Cuma namazına gidiyorum
www.dersimiz.com
- Nasılolur, bu gün salı Hoca, altındaki eşeği göstererek:
- Böyle bir eşeğin olursa, ancak salıdan yola çıkıp, cuma namazına yetişebilirsin.
Remzi
Fıkra Ekleyin
Komik Fıkralar Ana Sayfa
Nasrettin Hoca Fıkraları Arşivi