Nasrettin Hoca Fıkraları Arşivi
Nasrettin Hoca, bir gün eşeğiyle odun getirir. Karısına:
- "Hatun, eşek çok yoruldu, onu bir yemleyiver," diye seslenir. Karısı da:
- "Efendi, benim işim var, sen yemleyiver," der.
Hoca sıcaktan iyice bunalmış vaziyette kendini minderin üzerine atar.
- Olmaz! Hiç halim yok, veremem, sen ver der.
Eşeğin yemini sen vereceksin ben vereceğim derken iş kızışır. Kim önce konuşursa eşeğe o yem vermek üzere bahse tutuşurlar. Az sonra kadın, el işini alarak komşuya gider. Aradan biraz zaman geçer. Eve bir hırsız girer. Hocayı görünce kaçacak olur. Ama Hocadan hiç ses ve tepki gelmediğini anlayınca kaçmaktan vazgeçer. Ortalıkta ne var ne yoksa koca bir çuvala doldurur. Hocanın gözleri önünde çuvalı yüklenerek evden çıkar. Karısı epey zaman sonra eve girip evin halini görür. Eşyaların yerinde yeller esmektedir. Telaşla:
- "Bu ne hal? Efendi! diye çığlık atar."
Hoca yattığı yerden doğrularak:
- "Haydi bakalım Hatun, bahsi kaybettin. Eşeğin yemini sen vereceksin."
fıkraoku.com
Nasrettin Hoca evine sık, sık ciğer getirdiği halde bir türlü onları yemek kendisine nasip olmaz. Her seferinde hanımı :
- Kahrolası kedi ciğeri yedi, hınzır hayvan ciğeri yemiş, canı çıkasıca sarman kedi ciğeri aşırmış, diye bahaneler uyduruyormuş. Bir gün dayanamamış Hoca. Hemen bir kenarda duran baltayı kapıp, mutfak dolabına yerleştirmiş. Hanımı:
- "Ne yapıyorsun Hoca demiş, baltanın dolapta işi ne?" Hoca cevap vermiş:
- "Hanım hanım, sen bizim kediyi hâlâ tanıyamamışsın. Üç akçelik ciğere tenezzül eden hayvan kırk akçelik baltayı bırakır mı sanıyorsun?."
fıkraoku.com
Bir gece Hoca, birdenbire uyanır; mışıl mışıl uyuyan karısını dürter :
- Kalk, çabuk şu mumu yak, aklıma bir şiir geldi, hemen yazıvereyim!
Deyince, karısı kalkıp mumu yakar, diviti ve kağıdı Hocanın önüne koyar. Hoca, çabuk çabuk bir şeyler yazdıktan sonra yatmak üzereyken karısı merakla sorar :
-Efendi, şu yazdığını oku bakalım bana!
Hoca nazlanmadan yazdığı şiiri okur :
-Yeşil yaprak arasında kara tavuk kızıl burnu
kepsutlu
Palavracının biri başına topladığı üç beş cahile karşı övünüp duruyormuş :
- İşte ben güçlü ve maharetli bir adamım. Evet ben Halep'te bulunduğum sıralarda altmış arşın uzağa atlamış bir kimseyim... Nasrettin Hoca da bu sırada oradan geçiyormuş. Palavracının yanına yaklaşıp :
- Yaa demiş demek sen altmış arşın atlarsın. Haydi atla da görelim. Adam hık mık etmiş.
- Ama demiş ben Halep'te atladım. Hoca kızmış :
- Canım, Halep oradaysa arşın burada demiş.
Duygu BAŞARAN
Bir varmış bir yokmuş. Hoca birgün ciğer alıp eve giderken bir arkadaşına; kardeş ciğer nasıl yapılır diye sormuş arkadaşı tam cevap vercekken güvercin gelip ciğeri kapmiş hoca güvercinin arkasından alsanda yiyemessin çünkü tarifi bende
hatice sıla geven
Hoca Nasrettin eşeğine binmiş giderken eşek bir anda önüne çıkan köpekten ürker ve Hoca eşekten düşer. Hocanın düştüğünü gören komşusu hemen koşar ve Hocaya;
- Çok kötü düştün be komşu, der. Hoca Nasrettin hiç istifini bozmadan şu cevabı verir;
- Düşmesem de zaten inecektim.
Sezai Erturul ANTALYA
Kasabanın en zenginlerinden olan Murat ağa, kendisinin çok akıllı olduğu için servet sahibi olduğunu sanırmış.
Cumadan cumaya camiye gelirmiş. Caminin yakınında, etrafı sağlam taş duvarlarla çevrili, içinde çok çeşitli meyve ağaçları olan büyük bir bahçe içinde, üç katlı kocaman bir evi varmış. Süslü ve pahalı elbiseler giyer, gururla dolaşırmış.
Nasreddin Hoca'nın cuma vaaz ve hutbelerini dinledikten sonra, vaaz işine gelmiyorsa;
-"Hoca, sen dünya işlerine karışma, din işi ayrı, dünya işi ayrı" der bilgiçlik taslarmış.
Bir gün Murat Ağa'nın evinde yangın çıkmış. O sırada cemaat öğlen namazından çıkmaktaymış. Murat ağa camiye doğru koşup, Nasreddin Hoca'ya ve cemaate hitaben:
- "Aman Hocam yetişin! Evimden alevler çıkıyor. Şu yangını söndürelim" diye feryat eylemiş.
Hoca sakin ve aldırışsız bir sesle:
- "Bak komşu, Kırk yılda bir de olsa bugün senin sözünü dinleyelim. O yangın bizim asla karışmamamızı istediğin bir dünya işidir. Hem meraklanma. Ev birkaç saat içinde kül olur ve yangın da söner. Ahirette, ateşten bir evde sonsuz yaşamaktan korkmayan, senin gibi cesur, yiğit, zengin, akıllı bir adamın böyle ufak bir yangın için telâşı da ne demek olur!" demiş.
Seyfullah Kaya
Nasreddin Hoca'ya sormuşlar:
- "Hocam, kıyametin alâmeti nedir?"
- "Neme lâzım" demiş Hoca.
- "Aman Hocam" demişler, "Sen de nemelâzım dersen kime sorup öğrenelim?.."
- "Dedik ya neme lâzım diye" demiş Hoca. "Herkes neme lâzım derse, kıyamet alâmetidir!.."
ayça
Nasrettin Hocanın iki tane hanımı varmış. Bunlara değişik zamanlarda birer mavi boncuk vererek kesinlikle diğer eşine veya başka bir kimseye göstermemesini tembih etmiş. Bir gün hanımlar Hocanın yanına gelerek sormuş:
- "Hocam hangimizi daha çok seviyorsun?" Hoca hemen işi bağlamış.
- Sadece mavi boncuk verdiğimi daha çok seviyorum.
fıkraoku.com
Geveze adamın birisi, laf olsun diye Nasreddin Hocaya sormuş.
- Hocam, ikindi namazını kılarken hangi tarafa durmak lazım?
Hoca da, boş söze, boş cevap vermiş.
- Üstündeki elbisen ne tarafta ise o tarafa duracaksın efendi!
ONURCAN
Fıkra Ekleyin
Komik Fıkralar Ana Sayfa
Nasrettin Hoca Fıkraları Arşivi