Nasrettin Hoca Fıkraları

Nasrettin Hoca Fıkraları Arşivi

Hoca, bir gün yolda giderken, birisi ona gülünç bir soru sormuş:

- Hoca, senden önce ve senden sonra evlenenleri tuhaf bulmuyor musun?

- "Her ikisini de tuhaf buluyorum", demiş Hoca.

- Neden böyle", diye bir daha sormuş arkadaşı.

- Neden mi? Benden önce evlenenlere, bana hiç öğüt vermedikleri için kızıyorum. Benden sora evlenenler de, onlara hiç öğüt vermediğim için, bana kızıyorlar

dersimiz.com

 

Nasreddin Hoca'nın komşusunun iri yarı toy bir delikanlı olan oğlu, sıcak bir yaz gününde ormana gidip odun hazırlamaya karar vermiş. Gittiği baltalık ormanda su yokmuş. Herkes heybesine bir testi su koyar öyle gidermiş. Delikanlı ise,
"Su testisini taşıyacağıma iki üç karpuzu taşırım, daha iyi olur. Nasıl olsa dönüşte odunları sırtlayıp getireceğim. Birde toprak testimi kırmadan geri getirmeye uğraşmayayım" diye düşünmüş. Torbasına karpuzlarını koyup ormana gitmiş.

İşe koyulmadan evvel bir karpuz yiyeyim demiş.

Karpuzu kesmiş. Beğenmemiş, bir kenara atmış. Öbür karpuzları kesmiş, o karpuzlar da çok hammış, kaldırmış atmış. Kızmış karpuzların üstüne işemiş.

Ormana gitmekte olan Nasreddin Hoca olayı görmüş. Yanına yaklaşınca:

- "Delikanlı, ham da olsa nimete işenmez, tövbe et. Nimeti vereni gücendirirsin!" Demişse de delikanlı öfkesini yenip tövbe edememiş.

Öğlen vaktine doğru, hem sıcaklardan hem de çalışmaktan dolayı iyice susamış. Etrafta su isteyebileceği hiç kimse yok. Su yok. Varmış ham karpuzların yanına.

"Ona değdi, buna değmedi" diye diye attığı bütün karpuzları yemiş. Son parçalardan birini yemekteyken, ormanda işini bitirip, eşeğine odunlarını yükleyip dönen Nasreddin Hoca ile tekrar karşılaşmış. Hoca bir yenmiş karpuzların kabuklarına ve birde delikanlı'ya bakmış:

- "Suphanallah, bak, becerip tövbeni yetiştiremedin. Rabbim ne kadar çabuk, senin çişini sana yedirdi! ..." demiş.

gaye şen

 

Nasrettin Hoca'nın komşusu evlenirken Hoca'dan davetiye dağıtmasını rica etmiş

Hoca şehirde kendini beğenmiş olarak ün kazanan bir zengine davetiyesini vermeye gitmiş.

Hoca'yı gören zengin sinirlenmiş:

- Davetiye dağıtmaya iyi bir insan bulamamışlar mı?

diye çıkışmış

Nasrettin Hoca:

- İyi insanlar da vardı, ama onlar iyi insanların davetiyelerini vermeye gitti

demiş.

Erdem

 

Hoca bir ara hastalanır. Hastalığının gittikçe ilerlediğini görünce, yakınlarına:
- Ben ölünce tepeüstü, dikine gömün, der.
- Aaaaa Hoca o nasıl söz, insan tepeüstü gömülür mü?
- Gömülür, niçin gömülmesin?
- İyi de, neden tepeüstü?
Hoca söyle der:
- Kıyamet kopunca dünyanın altı üstüne gelecek. O zaman kolay olur, dosdoğru kalkarım.

Nehir

 

Hoca, bir gün evde ocak yakmaya kalkmış. Üflemiş üflemiş bir türlü yakamamış. Ne yaptıysa fayda etmemiş. Buna fena halde kızan Hoca, yukarı çıkıp karısının hotozunu aldığı gibi ocak başına inmiş. Hoca, hotozu kendi başına takarak başlamış yine ocağı üflemeye. Bu sefer odunlar, bir iki üfleyişte parlayıverince Hoca, söylenmeye başlamış:
- Meğer ocak da bizim hatundan korkarmış; hotozu görür görmez imana geldi!...

fıkraoku.com

 

Bir gece yatakta karısı Nasrettin Hocaya "Efendi biraz ileri gider misin?" der. Hoca üstünü başını toplar, giyinir ve yola düşer. Epey bir yol aldıktan sonra sabahleyin bir tanıdığına rastlar. Adam:

- "Yahu Hocam böyle sabah sabah nereye gidiyorsun?" der. Hoca da şöyle seslenir adama:

- "Vallahi bilmiyorum, yalnız sen bizim eve git, hanıma sor bakalım; daha gideyim mi, gitmeyeyim mi?

dersimiz.com

 

Bir gün Nasreddin hocaya bir mektup gelmiş. Mektup Arapçaymış. Mektubu sağa çevirmiş sola çevirmiş okuyamamış. Yoldan geçen birine sormuş:

- Yahu demiş, şu mektubu okusana.

Adamda okuyamamış. 3 kişiye daha sormuş onlarda okuyamamış. Daha sonra birine sormuş:

- Ne yazıyor burda?

Adamda bilememiş. Hocaya demiş ki:

- Yaşından başından utan çok bilirim diye kavukla gezersin sonrada bir mektup bile okuyamazsın yuh sana. Hocada sinirlenmiş:

- Çok biliyorsan al bu kavuğu tak kafana hoca ol sen oku bakalım.

dersimiz.com

 

Nasreddin Hoca, Akşehir'den Konya'ya giderken yolunun üstündeki köyde bir köylüye misafir olmuş. Saat epey geçip yatma zamanı gelince adam;

- "Hoca efendi, uykusuz mu yoksa susuz musun?" diye sormuş.

Adamın yemekten söz etmediğini gören Hoca hiç bozuntuya vermeden;

- "Buraya gelirken pınar başında bir güzel uyumuştum" demiş.

mercan

 

Nasreddin Hoca yoğurt yerken, tahta kaşığı kırılmış. Çaresiz tabağı kafaya dikmiş. Onu bu halde gören hanımı:
- Hoca, bu ne hal! Yoğurt öyle yenir miymiş? Deyince Nasreddin Hoca:
- Kaşık kırılınca yoğurdu ayran niyetine içesim geldi, demiş.

Serdar Yıldırım

 

Adamın biri gezdiği yerlerdeki olayları anlatmaktadır; su baskınları, yangınlar, kudurmuş köpekler, cinayetler... Hoca bir süre dinledikten sonra sözünü keser:
- Taş üstünde taş kalmazdı dolaşsaydın hala taşrada"

dersimiz.com

 

Fıkra Ekleyin

Komik Fıkralar Ana Sayfa

Diğer Nasrettin Hoca Fıkraları:

İlk Sayfa ...1617[18]1920... Son Sayfa

Nasrettin Hoca Fıkraları Arşivi