Karışık Fıkralar

Karışık Fıkralar Arşivi

Fransız erkeğine sormuşlar;
- Kadının elini niye öpersiniz?
Fransız cevaplamış;
- Kadına saygı duyarım, erkek ile bir bütünü tamamlar.
Alman erkeğine sormuşlar;
- Kadının elini niye öpersiniz?
Alman cevaplamış;
- Kadın kutsaldır, hayatın devamını sağlar, doğurur.
Türk erkeğine sormuşlar;
- Kadının elini niye öpersiniz?
Türk erkeği cevaplamış
- Bir yerden başlamak lazım!

cengiz

 

Bir tane Türkle birtane kürt yolda yürüyorlarmiş ve çok yorulmuşlar türk "ya böyle olmuyo sen beni sırtına al ben bi şarkı söyleyim şarkı bitince sıra sana gelsin"demiş kürt "tamam"demiş. Türk şarkısını söylemiş sıra kürde gelmiş tam 2saat lalalaaa...demiş türk iyice yorulup"ya bitmedimi artık" demiş.kürtde"dur daha bunun lolosuda var" demiş 8-)

Yağmur

 

Adamın biri uykusuzluktan şikayetçiymiş.

Ancak sabaha karşı uykuya dalabiliyor, bu nedenle de çalar saati duymayıp işe hep geç gidiyormuş.



Patronunun fena halde sinirlendiğini görünce, çareyi bir doktora başvurmakta bulmuş.



Doktorun verdiği hafif bir uyku ilcının etkisiyle o gece erken saatlerde uykuya dalmış ve sabahleyin de saatin çalmasından on dakika kadar önce uyanarak hazırlanmış.



O gün ilk kez büroya zamanında varmış ve kapıda patronuyla karşılaşmış... Hayatından son derece memnun;



"-Doktorun bana verdiği uyku ilacı bir harika... Bu sabah uyanmakta hiç zorluk çekmedim..."



-Çok iyi dostum... Peki dün niçin işe gelmediniz?...



2011

 

Adam uçsuz bucaksız çölde arazi taşıtı ile bir vahayı ararken deveyle karşıdan gelen bir bedevinin yanında durmuş; aradığı vahayı bedeviye sorup yolu tarif etmesini rica etmiş,

?Hiç durmadan ve direksiyonu kırmadan dümdüz gidin..? demiş bedevi, ?çarşamba günü de sola sapın..!?

Ece Güler

 

Huriye, Nuriye ve Düriye 75-80 yaşlarında çok eski üç arkadaştır.

Bir gün Huriye, Nuriye'ye telefon eder ve Düriye'ye gitmeye karar verirler ve giderler.

Biraz muhabbetten sonra Düriye kahve yapar ve içerler.

Biraz muhabbetten sonra Düriye "Ay kusura bakmayın unuttum birer kahve yapayım da içelim!" der.

...Huriye ve Nuriye birşey demezler ve içerler.

Aradan biraz zaman geçtikten sonra Düriye "Size bir kahve bile yapmadım hemen yapayım da içelim" der ve yapar getirir.

Bizimkiler de yine ses itiraz yok.

Akşama doğru Huriye ve Nuriye kalkarlar ve yolda bastonları ile tin tin yürürken aralarında şu konuşma geçer.

Huriye:
-Kız Nuriye, gördün mü Düriye'yi; ne kadar pinti olmuş bize bir kahve bile ikram etmedi!

Nuriye:
- Kııız, Düriye'yi ne zaman gördün? :)

Sezgin Altay

 

bir kız kalp ameliyatı olacakmış ameliyata girmeden önce sevgilisiyle konuşmuş:



''seni seviyorum falan filan (fazla detaya gerek yok )



neyse ameliyattan sonra kız uyanmış yanında babası varmış kız babasına sormuş sevgilim nerede

babası sana kalbi kim verdi biliyomusun kız tabi ağlamaklı nee diyebilmiş

babası:

''ŞAKA ŞAKA TUVALETE GİTTİ GELİR ŞİMDİ''

nagiş

 

Mafya babası haraçlarını toplaması için yeni bir tetikçi buldu. Seçtiği adam sağır ve dilsizdi. Çünkü baba, bu tetikçi yakalanırsa polise fazla bir şey anlatması mümkün olamaz, diye düşünüyordu. Baba, bir gün ödemelerin geciktiğini fark etti ve tetikçiyi odasına aldırttı, bir de işaret dilini bilen tercüman buldular. Tercüman işaretle sordu:

"Para nerede?"

Sağır dilsiz işaretle yanıt verdi:

"Ne parası? Benim paradan maradan haberim yok. Neden bahsettiğinizi anlamıyorum."

Tercüman tercüme etti:

"Neden bahsettiğinizi anlamıyormuş."

Baba 38'liği koltuk altından çekip sağır dilsizin kafasına dayadı:

"Şimdi sor bakalım, para nerede."

Tercüman işaretle sordu:

"Para nerede?"

Sağır-dilsiz kan ter içinde, işaretle yanıt verdi:

"Şehir merkezindeki parkta, büyük heykelin olduğu kapıdan girince soldan 3. ağacın kovuğunda iki yüz bin dolar var."

"Ne söyledi?" dedi Baba.

Tercüman yanıtladı:

"Dedi ki, hâlâ neden bahsettiğinizi anlamıyormuş, ayrıca o tetiği çekmek de biraz sıkarmış."

fıkraoku.com

 

Bir mühendis, bir fizikçi ve bir matematikçi bir oteldedir.

Derken mühendis burnuna gelen duman kokusuyla uyanır, hole çıkar, bir de bakar ki bir yangın var. Eline geçirdiği bir kovaya su doldurarak yangını söndürmeye çalışır.

Daha sonra fizikçi uyanır, aynı yangını görür ve yangın hortumunu bulur ve başlar hesap yapmaya. Su basıncı, alevin şiddeti, aradaki mesafe falan derken yaptığı hesaplara göre yangının sönmeyeceği ortaya çıkar ve yatağına geri döner.

Daha sonra matematikçi kalkar kokunun etkisiyle hole koşar. Bir de bakar ki yangın var. Derken çözüm aramaya koyulur. Yangın hortumunu bulur ve
? Çözümü buldum diye bağırarak yatağına geri döner.

Çisem

 

İngiltere başbakanı, Amerikan Başkanı ve Türkiye Başbakanı biraraya gelmiş sohbet ediyorlarmış. Konu da ekonomi ve işçi ücretleri üzerineymiş. Sözü ilk olarak Amerikan Başkanı almış;

- Ben çalışan vatandaşıma ayda 4000 dolar dolar veririm. Bu paranın 2000 dolarını harcar, 2000 dolarını ne yapar bilmem.

İngiliz lider de şöyle demiş;

- Ben çalışan vatandaşıma ayda 2000 EURA veririm. Bu parayla rahatça geçinir. Eğlenceye nerden para bulur bilemem.

Türkiye Başbakanı alır sözü ve;

- Ben çalışan vatandaşıma ayda 450 YTL veriyorum. Türkiyede geçinebilmek için 1000 YTL gereklidir. 1000 YTL'nin 550 YTL'sini nerden bulur bilemem.

Edward

 

Hıristiyan bir ülkede tufan olmuş. İnsanların hepsi oradan uzaklaşmış. Ülkenin başka tufan olmayan bölgelerine göç etmişler. Sadece kilisedeki papaz kiliseden ayrılmıyormuş. Nedeni ise; Kilise Tanrın'ın evidir. Tanrının kendisini koruyacağını söylüyormuş. Papaz; "Ben insanlara Tanrı yolunu öğretiyorum demiş. Bu nedenle Tanrı beni kurtarır diyormuş. Yağmurlar yağmış, seller olmuş, her yeri su basmış. Devlet yetkilileri arabayla papazı almaya gelmişler. Papaz Allah beni kurtarır demiş ve gitmemiş.



Sular iyice yükselmiş. Papaz kilisenin ikinci katına çıkmış. İnsanlar bu defa kurtarmaya botla gelmişler. Papaza: Boğulup gideceksin gel kurtaralım seni dedilerse de papaz inat etmiş gitmemekte. Allah beni kurtarır demiş tekrar.



Sular yükselmeye devam etmiş. Papaz kilisenin en yüksek yerine çıkmış. Bu defa helikopterle gelmişler papazı kurtarmaya. Papaz bir kere inat etmiş ya; Tanrı beni kurtarır, ben Tanrıya güveniyorum demiş. Gitmemiş. Sular daha da yükselmiş. Papaz gidecek ve tutunacak yer bulamadığı için sularda boğulmuş gitmiş. Papaz ölünce öteki dünyada Tanrıya yakınmış: Ben sana çok güvendim kurtaracaksın diye. Ama bütün ümitlerim boşa çıktı. Benim canımı aldın sular altında demiş. Tanrı da Ben sana üç şans verdim. Sen aklını kullanamadın ben ne yapayım" demiş.

Edward

 

Fıkra Ekleyin

Komik Fıkralar Ana Sayfa

Diğer Karışık Fıkralar:

İlk Sayfa ...910[11]1213... Son Sayfa

Karışık Fıkralar Arşivi