Bir filozofa sormuşlar:
- Şansa inanır mısınız?
Filozof :
- Evet, yoksa sevmediğim insanların başarısını neyle açıklardım
şans
Bir filozofa sormuşlar:
- Şansa inanır mısınız?
Filozof :
- Evet, yoksa sevmediğim insanların başarısını neyle açıklardım
şans
Çok soğuk bir kış günü padişah, tebdil-i kıyafet gezmeye karar vermiş.
Yanına Başvezirini alıp yola çıkmış. Bir dere kenarında çalışan yaşlı bir
adam görmüşler. Adam elindeki derileri suya sokup, döverek tabaklıyormuş.
Padişah, ihtiyarı selamlamış:
"Selamunaleykum ey pir'i fani..."
"Aleykumselam ey serdar'i cihan..."
Padişah sormuş:
"Altılarda ne yaptın?"
"Altıya altı katmayınca, otuz ikiye yetmiyor..."
Padişah gene sormuş:
"Geceleri kalkmadın mı?"
"Kalktık... Lakin, ellere yaradı..."
Padişah gülmüş:
"Bir kaz göndersem yolar mısın?"
"Hem de ciyaklatmadan..."
Padişahla Başvezir adamın yanından ayrılıp yola koyulmuşlar. Padişah
Başvezire dönmüş:
"Ne konuştuğumuzu anladın mı?"
"Hayır padişahım..."
Padişah sinirlenmiş:
"Bu akşama kadar ne konuştuğumuzu anlamazsan kelleni alırım."
Korkuya kapılan başvezir, padişahı saraya bıraktıktan sonra telaşla dere
kenarına dönmüş. Bakmış adam hala orada çalışıyor.
"Ne konuştunuz siz padişahla..."
Adam, başveziri şöyle bir süzmüş:
"Kusura bakma. Bedava söyleyemem. Ver bir yüz altın söyleyeyim."
Başvezir, yüz altın vermiş.
"Sen padişahı, serdar-ı cihan, diye selamladın. Nereden anladın padişah
olduğunu."
"Ben dericiyim. Onun sırtındaki kürkü padişahtan başkası giyemezdi."
Vezir kafasını kaşımış.
"Peki, altılara altı katmayınca, otuz ikiye yetmiyor ne demek?..."
Adam, bu soruya cevap vermek için de bir yüz altın daha almış.
"Padişah, altı aylık yaz döneminde çalışmadın mı ki, kış günü
çalışıyorsun, diye sordu. Ben de, yalnızca altı ay yaz değil, altı ay da
kış çalışmazsak, yemek bulamıyoruz dedim."
Vezir bir soru daha sormuş...
"Geceleri kalkmadın mı ne demek?"
Adam bir yüz altın daha almış.
"Çocukların yok mu diye sordu. Var, ama hepsi kız. Evlendiler, başkasına
yaradılar, dedim..."
Vezir gene kafasını sallamış.
"Bir de kaz gönderirsem dedi, o ne demek..."
Adam gülmüş.
"Onu da sen bul..."
ayşe gül
Birgün nasreddin hoca namaz kılarken eve hırsız girmiş hoc adama allahu felak arkamdaki salak hemen cüzdanımı bırak abdest alda namaz kılak
Nehir
Kaynanası kaybolan temel gazeteye ilan verir ilan aynen şöyledir kaynanam kaybolmuştur görenlerin görmezlikten gelmeleri rica olunur.
Dursun ÇAĞLAR
Kaynanası kaybolan temel gazeteye ilan verir ilan aynen şöyledir kaynanam kaybolmuştur görenlerin görmezlikten gelmeleri rica olunur
Dursun ÇAĞLAR
Ey ruh. Geldiysen bulaşıkları yıka evi topla en önemlisi yemeği yap ben uyuduktan sonra üstümü ört kapıyı yavaşça çek ve çık.
Gizli
Temel Dursunu evde bulamamış kapıya"EŞEK"yazmış.Temel eve gelince bakmış kapıya eşek yazılı.Dursunun evine gitmiş:
-Bize gelmişsin demiş.Dursun:
-Nasıl anladın diye sormuş.Temel:
-"Kapıya attığın imzadan"demiş
Karadeniz Uşaği
Bir gün Nasreddin Hoca uçağa binmiş uçakta çok sıkışmış bir torba bulup içine etmiş ve bir köşeye bıraktı uçakta çalışanlardan biri torbayı açıp yemiş mm lokum demiş nasrettin hoca yo yo bokum demiştir
Mehmet İpek
Dursun Temeli ziyarete gitmiş.Ama Temel evde yokmuş.Sinirden kapıya "EŞEK"yazmış.Temel eve gelmiş bakmış kapıya "EŞEK"yazılı.Dursunun evine gitmiş:
-Sen bizim eve gelmişsin demiş.Dursun:
-Nasıl anladın diye sormuş.Temel:
-Nasıl olacak kapıya attığın imzadan demiş.
Trabzon Uşağı